ABD, İran savaşı sırasında zarar gören enerji ve diğer altyapıların onarılması, aynı zamanda bölgenin Hürmüz Boğazı’na bağımlılığının azaltılması amacıyla Arap ülkeleriyle 10 milyar dolarlık ortak bir yatırım fonu oluşturmayı değerlendiriyor.
Financial Times’ın gördüğü taslak sunuma göre Washington, Partnership for Allied Construction & Trust (PACT) adı verilen girişime 5 milyar dolar ayırmayı planlıyor. Bölgedeki ortak ülkelerin de kurulacak yeni holding yapısına toplam 5 milyar dolarlık benzer bir katkı sağlaması öngörülüyor.
Girişimin temel hedeflerinden biri, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden bölgenin enerji ihracatını aksatma kapasitesinin etkisini azaltmak. Savaş öncesinde dünya petrol ve doğal gaz akışının yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyordu. Bu nedenle boğazdaki deniz trafiğinin ciddi biçimde azalması, yalnızca Körfez ülkelerinin enerji ihracatını değil, küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiliyor.
Taslak sunumda PACT, Ortadoğu’daki müttefik ülkelerde stratejik enerji ve altyapı varlıklarına yatırım yapılmasını sağlayacak 50 milyar doların üzerinde büyüklüğe ulaşabilecek bir yatırım platformu olarak tanımlanıyor.
İlk aşamadaki 10 milyar dolarlık kamu destekli yapının ardından egemen varlık fonlarının ve özel sermaye şirketlerinin de sisteme dahil olabileceği belirtiliyor. Taslak belgede Blackstone, BlackRock’ın Global Infrastructure Partners birimi ve KKR gibi büyük yatırım kuruluşlarının isimleri örnekler arasında yer alıyor. Ancak konuya yakın bir kaynak, belgede adı geçen yatırım şirketlerinden en az bazılarının isimlerinin taslakta kullanıldığını öğrendiklerinde bundan önceden haberdar olmadıklarını belirtti.
Financial Times’a konuşan ve konu hakkında bilgilendirilen üç kişi de Washington’ın söz konusu girişimi bölgesel ortaklarıyla görüştüğünü doğruladı.
Plana göre PACT’ın yönetim kuruluna ABD başkanlık edecek. Washington ile Arap ülkeleri arasındaki teknik müzakerelerin ise ekim ayında başlaması öngörülüyor.
Hürmüz’deki kriz enerji fiyatlarını yükseltti
Hürmüz Boğazı’ndaki trafiğin büyük ölçüde durması küresel petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Haberin yayımlandığı sırada Brent petrolün varil fiyatı 100 dolar seviyesinin hemen altında işlem görürken ABD’de bir galon dizelin fiyatı rekor seviyelere ulaştı.
Taslak sunumda PACT’ın amacı, enerji ihracatının devamlılığını sağlayacak ortak bir mekanizma oluşturmak ve tek bir stratejik geçiş noktasındaki kesintinin bölgenin tamamındaki enerji akışını durdurmasını engellemek şeklinde ifade ediliyor.
İran, ABD ve İsrail’in şubat ayında başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini büyük ölçüde yavaşlattı. Böylece boğaz, Tahran’ın Washington yönetimiyle yürüttüğü mücadelede sahip olduğu en önemli baskı araçlarından biri hâline geldi.
Bu gelişmeler üzerine Körfez ülkeleri de alternatif enerji güzergâhları arayışlarını hızlandırdı.
Suudi Arabistan ve BAE alternatif güzergâhlar arıyor
Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dahil bazı Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı’na olan bağımlılıklarını azaltmak amacıyla petrolü boğaz dışında bulunan limanlara ulaştırabilecek yeni boru hatlarını değerlendiriyor veya mevcut seçenekler üzerinde çalışıyor.
Ancak alternatif enerji altyapılarının da güvenlik risklerinden tamamen uzak olmadığı görülüyor.
Suudi Arabistan, ülkenin petrol açısından zengin doğu bölgelerinden Kızıldeniz kıyısına ham petrol taşıyan stratejik Doğu-Batı boru hattını, bu ay düzenlenen bir insansız hava aracı saldırısının ardından kapatmak zorunda kaldı. Financial Times’ın haberine göre saldırıda kullanılan İHA Irak’tan fırlatıldı. Haberde Irak’ta İran’a yakın Şii silahlı grupların ve İran Devrim Muhafızları’nın faaliyet gösterdiğine de dikkat çekiliyor.
ABD bazı petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan çıkışına refakat ediyor. Buna karşılık sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG), petrokimya ürünleri ve gübre üretiminde kullanılan bazı temel hammaddelerin boğazdan geçişi son derece sınırlı durumda.
Ekonomik uygulanabilirlik belirleyici olacak
International Crisis Group program direktörü Michael Wahid Hanna’ya göre Arap ülkelerinin projeye katılımında belirleyici unsur, önerilen yatırımların ekonomik açıdan uygulanabilir olup olmadığı olacak.
Bölgede daha fazla alternatif güzergâh oluşturulması ve enerji sisteminin krizlere karşı dayanıklılığının artırılması fikrinin giderek daha fazla tartışıldığını belirten Hanna, Körfez ülkelerinin yalnızca siyasi gerekçelerle ekonomik açıdan gerçekçi olmayan projelere yatırım yapmasının beklenmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bu ülkelerin yatırımları değerlendirirken çatışmaların sona erdiği ve petrol piyasalarının daha istikrarlı bir seviyeye döndüğü gelecekteki koşulları da hesaba katacağını belirtiyor.
PACT girişiminin nihai biçimi ve hangi Arap ülkelerinin projeye katılacağı henüz kesinleşmiş değil. Bununla birlikte Washington’ın hazırladığı plan, Hürmüz Boğazı’ndaki krizin ardından bölgedeki enerji altyapısının ve alternatif ihracat güzergâhlarının giderek daha önemli bir gündem maddesine dönüştüğünü ortaya koyuyor.
